Yaşadığımız bu maddesel görünen evrenin bir de metafizik boyutu vardır. Madalyonun iki yüzü gibi. Son yıllarda metafiziğin kuantumla özdeşleşmesi metafiziğe olan ilginin bilimsel olarak da ele alınmasını sağlamıştır. Ve bilim insanlarının soru sorma potansiyellerini etkilemiştir. Bilindik belli kalıp ve açılarla değerlendirilen bilimsel bilgiler hızla yer değiştirmeye başlamıştır.

Bu duruma teknolojik gelişmelerde bir hayli hız vermiştir. Gelişmiş mikroskoplar, teleskoplar, fotoğraf makinaları kuantum fiziğinin daha doğrusu kuantum fiziği diye adlandırılan metafiziğin yavaş yavaş gün ışığına çıkmasına daha da hız vererek olanak sağlamıştır. Artık olmaz denilen şeyler bilim açısından da evet olabilir düşüncesini açığa çıkarmıştır.

Örneğin maddenin en küçük yapı taşına atom denilmekteyken atomun parçalanması ile proton, nötron, elektron gibi daha küçük yapı taşları bulunmuş ve ötesi yok olarak kabul ediliyordu. Bu bilginin dışına çıkmak ise tamamen hurafeydi; çünkü mevcut teknoloji bunun ötesindeki bilgiyi sağlayacak potansiyelde değildi. Bundan sonra atomun daha derinliklerinde bulunan kuarklara, boşluklara ulaşıldı ve bu durum madde vardır; ötesi yoktur düşüncesini tepetaklak etti. Çünkü maddenin içi boşluklarla doluydu ve madde enerjiden meydana geliyordu. Yani bilim dünyası yıllarca hurafe bilgiyle ya da kısıtlı bilgiyle her şeyi bildiğini iddia ederken bunun hiçte böyle olmadığı artık günümüz şartlarında biliniyor.

Aynı şekilde sadece güneş sistemi gibi sınırlı alanları gözlemleyen bilim insanları yine uzayda pek çok şeyi çözdüğünü düşünürken bir anda gelişmiş teknolojilerle elde edilmiş yeni bilgiler karşısında daha büyük şaşkınlığa uğradılar. Atom altı parçacığında olduğu gibi uzay konusunda da sınırlar aşıldığında mevcut gözlemlerin ve elde edilen verilerin kainat bilgisi karşısında çok küçük olduğu, çok basit olduğu gerçeğini oraya çıkarmıştır. Yine gelişmiş termal kameralar, fotoğraf makinaları, Kirlian fotoğrafçılığı canlı ve cansız görünen nesnelerin çevresine yaydığı enerji ışımalarını görüntülemeyi başardığından insan bilgisini metafizik bilgi karşısında ne kadar sınırlı ve kalıplar içerisinde hapsolmuş, inançlar içerisinde sıkışıp kalmış olduğunu görüyoruz. Bütün kainatın bugünkü adıyla ifade edilen haliyle bir aurası vardır. Dünyanın, yıldızların, gezegenlerin, insanın, hayvanların, bitkilerin, taşların bir aurası vardır. Her biri kendi frekansında, kendi enerjisinde titreşimler yaymaktadır. Bazıları buna aura diye bir şey yoktur, bu maddeden yayılan bir enerjidir diyebilirler. Evet bu yayılan enerjiye aura demeyip başka bir isimde verilebilirdi. Sadece adını değiştirebilirsin; varlıktaki gerçek değişmez. Mutlak yasalar değişmez. Değişen diller, yorumlar, bakış açıları olabilir.

Biz burada özellikle insan aurasına değineceğiz. Sıkça karşılaşılan sorulardan bir tanesi:


Aura Ne Demek?

Aura insanda bulunan 7 temel çakra sisteminin toplamının adıdır. Sağlıklı çalışan 7 temel çakra sistemiyle aura 7 katmanla görülür. Omurga başlangıcından başımızın üzerine kadar olan düzlemine aşağıdan yukarıya kök çakra, sakral çakra, solar plexus, kalp çakrası, boğaz çakrası, alın çakrası, tepe çakrası, tali çakralar ve meridyenler auradaki enerjiyi meydana getiren sistemdir. Hepsinin toplamına ise aura denilmektedir. Ve bu sistemden herhangi birinde aksamalar olduğunda meydana gelen probleme aura çatlakları, aura enerjisinin düşmesi, zayıf aura gibi tanımlar yapılır.


Peki Sağlıklı Bir Auraya Nasıl Sahip Oluruz?


Meridyenlerin ve çakraların düzgün çalışması, duygularımızın yönetimini kontrol altına almamız, pozitif ve negatif enerji hakkında daha çok bilgiye sahip olmamız, negatif enerjinin kendimizden nasıl uzaklaştıracağımızı teorikte ve pratikte bilmemiz, yine pozitif enerjiyi kendimizde nasıl daha çok toplayacağımızı teorikte ve pratikte bilmemiz en kısa tanımlamayla auramızın durumunu belirleyen temel etkenlerdir.


Peki Teoriden Pratiğe Auramı Nasıl Güçlendiririm?


Her işte, her başarıda ve her öğretide olduğu gibi aura konusunda da eğitim gerekmektedir. Eğitimsiz ve pratik yapılmadan hiçbir konuda muvaffak olmak mümkün değildir. Yer yüzünde bir iş, bir meslek, bir sanat gösterin ki bilgisizlikle ve cehaletle başarıya ulaşmış olsun. İşte aura geliştirme sanatının bilgeliği de burada başlıyor. Potansiyelinizde ki mevcut, gizli, pozitif enerjinizi açığa çıkarmayı ve kullanmayı öğrenmenizde başlıyor.


Potansiyelimde ki Bioenerjiyi Nasıl Aktif Ettirebilirim? Bu Enerjiyi Nasıl Kullanabilirim?


Potansiyel Bioenerji bilimiyle ve öğretileriyle bu enerjiyi açığa çıkarmak çok kolay. Profesyonel ve işini bilen bir hoca eşliğinde bioenerjinizi inisiye çalışmalarıyla en yüksek düzeyde aktif ettirebilirsiniz. Mevcut potansiyelinizi en doğru ve kaliteli çalışmalarla yüz katına da çıkartabilirsiniz. Potansiyel Bioenerji ekolünün kuruluş amacı da tam olarak budur. Potansiyel Bioenerjini aktif et, hayatının akışı değişsin!


Potansiyel Bioenerji nedir?


Ruhsal, enerjetik potansiyeli açığa çıkartmak ve bedensel sağlığı arttırmak amacıyla geliştirilmiş bir bioenerji sistemidir Potansiyel Bioenerji. Çok geniş kapsamlı bir sistem olan Potansiyel Bioenerji sağlık, mutluluk, huzur, motivasyon, başarı, bolluk, bereket, şifacılık gibi çok geniş içeriğe sahip insan hayatına ve çevreye önemli katkılar sağlayan bir eğitim sistemi olmakla birlikte uluslararası geçerliliği olan eğitim programlarına sahiptir. Aynı zamanda üniversitelerce onaylanmış Potansiyel Bioenerji Eğitimi e-devlet tarafından kabul edilen ve görüntülenebilen bir sistemdir. Potansiyel Bioenerji sisteminde sadece bir bioenerji kursuna gelerek eğitiminizi tamamlamazsınız. Profesyonel eğitmenlerle gerekli tüm pratikleri de öğrencilerimiz yapmaktadırlar ve bunu yaparak enerji düzeyinden başlayarak hayatlarını, bilinçlerini ve sağlıklarını bambaşka bir noktaya getirmektedirler. Sürekli enerjinizle beraber hayatınızda ki ruhsal, manevi, bedensel, bereket gibi zenginlikleriniz de artar. Potansiyel Bioenerji herkesin aurasını değiştirir ve güçlendirir. Bunun için eğitim programlarımıza müracaat edebilir ve ücretsiz bilgi ve danışmalık etkinliklerimizden faydalanabilirsiniz.